Dacia Duster 1.5 dCi 4×2 Uzun Dönem Test

Duster’ı uzun dönem teste alıyoruz dediğimizde; ‘Ben aldım,  Anadolu yolları için en güzel araç…’ diyenler ile ‘satın alırsınız ama satamazsınız’ diyenler ile karşılaştık. Ben nerede ise iki bin km’den fazla Duster kullanımımdan sonra bu arkadaşlara sadece şu noktayı ifade ediyorum. İhtiyacı olan Duster alıyor, satacak olan ise alıcısına bir şekilde ulaşıyor.

(30 Mart 2012 )

Geçen yıl Dacia’nın Romanya fabrikasını ziyaret ettim. Duster etkinlikleri ve Duster uzun dönem testimiz bu modeli, benim için farklı bir araç haline getirdi. Duster’ı İstanbul’un yoğun trafiğinde, Zonguldak’ın sokaklarında, Ereğli’nin dağlık yamaçlarında kullandım. Her yol için ayrı bir not aldım kendime…
İstanbul şehir içinde birçok kez trafiğe girdim. Köprü trafiği de dahil her yerde bu yüksek aracı rahatça kullandım. Daha çok konfor almayı istediğim, daha net geçişli vites, daha doygun görünen bir iç mekan istediğim birçok an oldu. Yalıtım konusunda çok önemli yol alınması gerektiğine inanıyorum. Duster şehir içinde işin sonunda, istediğiniz noktaya ulaştırıyor mu diye baktığımda evet iletiyor ve işin güzeli bunu nispeten az yakıtla hallediyor.

Duster otobanlar için yapılmamış. 100 km’nin üzeri bu aracın rahat olmadığı çok açık. İstanbul, Kocaeli, Bolu ve Zonguldak merkezine kadar şehirlerarası yolların kötü olan kısımları ister istemez daha çok akılda kaldı. Duster bir fotoğraf çekme macerasında kara saplanıp beni heyecanlandırsa da, bozuk satıhları konfordan uzak geçse de, çok önemli bir sorun çıkarmaksızın yolu geçmemi sağladı.

Zonguldak’ta Duster taksileri saydım. Şehir içinde bir çok bireysel Duster tercihine şahit oldum, Duster’dan taksi yapılması ise benim için hoş bir enstantane oldu. Zonguldak şehir içini bilen bilir. Ben karlı bir günde Zonguldak’ta idim. Zonguldak’ta Duster ile yama yokuş derken bayağı zorlandı ama yolda kalmadı. Ereğli yoluna dönerken karın yarım metreyi bulduğu ara yollara fazlaca cesurlukla atıldım. Ama yolda kalmadım.  Sonra soğuk bir havada sahil yolları benim için ayrıca keyifli bir sürüşe neden oldu. Bunda Duster’ın olağanüstü bir katkısı olmasa da bu yol bu araç sayesinde alındı.  Yani Duster ihtiyaç olduğu için varmış dedirtti.

Yakıt konusunda hiç akaryakıt istasyonu düşünmedim. Bu uzun dönem testimiz gösterdi ki Duster uzun yollar için gerekli tüketim değerlerini herkese rahatça sunuyor. Önemli bir nokta da bu aracı ne kadar zorlarsanız zorlayın az yakıt tüketme karakterinde sapmıyor. Tasarım konusunda bir arkadaşımın söylediği sözleri bu aracın dış tasarımını daha iyi anlatıyor. Duster uzaktan bakıldığı zaman çok şık görünen bir araç yakına gelindiğinde işin içine giren detaylar bu güzelliği bozuyor. İç mekan da ki beklentilerin altında kalan malzeme ve işçilik hakkında markanın buraya el atmasını ümitle bekliyorum.  Dışarıdaki detaylı bir makyaj sonrası Duster’ ın çok daha cazip bir tercih olacağını düşünüyorum.

Blog yazım senin fikirlerin ile daha zenginleşecek. Lütfen yorum bırakmaktan çekinme.